Yazar "Akkan, Başak" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 14 / 14
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Aging and Social Protection in a Familialist Welfare Regime: Elderly Poverty and Social Pensions in Turkey(Springer Science+Business Media, 2025) Akkan, Başak; Şanlı, Cemre CanbazerTurkey is experiencing a rapid aging process at a faster pace than many developing countries. Within its familialist welfare regime, institutional care provision is rather limited and care is primarily provided by informal networks, mostly within the family and by women. However, the elderly poverty rate is high and it keeps increasing. Due to lifelong economic and social disadvantages such as exclusion from the labor market, interrupted employment history, informal employment, and care responsibilities, women are more likely to experience poverty in old age in Turkey. The reliance on the family regarding care in line with the familialist welfare regime of Turkey coupled with consistently high rates of elderly poverty calls the social protection of elderly individuals in Turkey into question. While the public pension system is far from being universal and particularly not widely accessed by women, universal social pensions have the potential to provide social protection to elderly people. However, research suggests that social pensions exist as means-tested and targeted social assistance mechanisms which are offered only in the absence of the support of family members, within the familialist welfare regime of Turkey. Besides, social pensions are not inclusive: barely around 10% of the elderly population draw means-tested old-age pensions. In this picture, the existing social protection mechanisms are not sufficient to address the upcoming challenges posed by rapid population aging in the country. © 2025 Springer Nature Singapore Pte Ltd.Öğe Children and Care Labor in Turkey. Intersectional Inequalities of Gender, Class, and “Age”(Springer International Publishing, 2024) Akkan, BaşakThe role of children in care labor within the family has been largely overlooked by social reproduction theory and feminist literature. By applying an intersectional approach and considering the gendered position of children, it becomes essential to revisit social reproduction theory by incorporating girls’ social reproductive labor. The inclusion of girls’ domestic care labor introduces the category of age that intersects with gender and class in the theory and sheds light on the complex dynamics of social reproduction. In this context, the chapter explores the multiple vulnerabilities arising from social reproductive labor, specifically focusing on girls’ domestic care labor in Turkey. The analysis is based on a qualitative study conducted with girls who are engaged in sibling care in Istanbul. Utilizing the conceptual framework of “depletion through social reproduction” proposed by Rai et al. (Int Fem J Polit 16(1):86-105, 2014), the study demonstrates that care labor reinforces gendered dynamics within the realms of childhood, affects participation in childhood spaces and places physical and emotional burdens on girls. The absence of social resources related to care at the macro-level, such as the shortage of accessible childcare services, intensifies the burden of domestic care labor on girls at the micro-level. © The Editor(s) (if applicable) and The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2024, corrected publication 2024.Öğe COVID-19 Salgını Döneminde Türkiye’de Uzun Dönemli Bakım Önlemleri(İstanbul Üniversitesi, 2022) Şanlı, Cemre Canbazer; Akkan, BaşakYakın dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir sağlık krizine yol açan COVID-19 salgını ülkelerin uzun dönemli bakım rejimleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş; yaşlı, engelli ve bakım gereksinimi duyan tüm bireyleri refah sistemleri içinde daha da kırılgan hale getirmiştir. Özellikle, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde uzun dönemli bakım kurumlarında gerçekleşen ölümlerin tüm COVID-19 ölümlerinin neredeyse yarısını oluşturması, uzun dönemli bakım politikalarını ve kurumlarını tekrar tartışmaya açmıştır. Türkiye yüzde 4’lük oranıyla uzun dönemli bakım kurumlarında gerçekleşen COVID-19’a bağlı ölüm oranının düşük sayıldığı ülkeler arasındadır. Ancak, Türkiye’de yaşlı nüfus ağırlıklı olarak kurum bakımı dışında aile temelli bakım almaktadır ve salgının ilk dönemlerinde uzun dönemli bakım kurumları dışında ölümlerin çoğunluğunu 65 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Makale, Türkiye’deki COVID-19 salgınının uzun dönemli bakım alanı üzerindeki etkisini Türkiye’nin aile temelli bakım rejimini temel alarak tartışmaktadır. Türkiye yaşlı nüfusunu korumak için uzun soluklu karantina önlemleri hayata geçirmiştir. Bu önlemler, COVID-19 salgınına yönelik birbirini izleyen dört dönem içinden tartışılmaktadır. Makalede ortaya konduğu üzere, uzun dönemli bakım alanında farklı aşama ve düzeylerde geliştirilen bu önlemler aileyi temel alan uzun dönemli bakım politikaları üzerine inşa edilmiştir. Salgının bir sonucu olarak öncelikli hale gelen uzun dönemli bakım rejiminin geleceği, alan yazınında ortaya konan tartışmalar ile paralellik göstermektedir.Öğe Experiences of Children During the Pandemic: Scrutinizing Increased Vulnerabilities in Education in the Case of Turkey(Springer Nature, 2023-09) Akkan, Başak; Semerci, Pınar UyanThe lengthy time of school closure was one defining factor in understanding child well-being during the pandemic in a context where school as a relational space holds great importance for children, particularly those from a low socioeconomic background. Considering this significant aspect of lengthy school closure during the pandemic in Turkey, this article explores children’s experiences concerning their day-to-day access to education, digital inequalities, housing conditions, and changing context of relations with peers and teachers. The article also explores the meaning that children attribute to school as a relational space where they shape their intergenerational and generational relations. The absence of the school in children’s lives for almost 2 years has been a major source of longing for such significant childhood space. Following our earlier work on the children’s negotiation of well-being within the boundaries of the relational spaces of home and school, this article looks into how children negotiate their well-being in a pandemic environment where school as a relational space has changed its meaning and where children’s caretakers’ (teachers, parents, and other) vulnerabilities have also increased. The analysis draws on the qualitative fieldwork carried out with 50 children during the summer of 2020 in Turkey. We aim to reflect on the experiences from children’s perspectives within the boundaries of the constraints that the pandemic has generated. This article also discusses how COVID-19 has widened the gap and increased vulnerabilities among the already disadvantaged groups and gender in terms of available resources and their allocation as it is reflected in time use that portrays the meaning that children attribute to their own experience during the pandemic. © 2023, The Author(s), under exclusive licence to Springer Nature Switzerland AG.Öğe Kurumsal Bakım Çalışanlarının Gözünden Bakım Emeği ve Pandemi Sonrası Uzun Dönemli Yaşlı Bakımı: Niteliksel Bir Araştırma(2023) Canbazer, Cemre; Akkan, BaşakCOVID-19 salgınının ortaya çıkışı ile dünya gündemine oturan uzun dönemli bakım politikası tartışmaları bakım emeğinin ve evrensel bakım hizmeti sunumunun toplumsal refah açısından önemini ortaya çıkardı. Bu makale, Türkiye’de uzun dönemli bakım hizmetleri bağlamında bakım emeğinin, bakım emeği çalışanlarının perspektifinden bir değerlendirmesini sunmakta ve evrensel sosyal bakım hizmetinin önemini bakım emeği çerçevesinde tartışmaktadır. Araştırmanın verisi kamu ve belediyeye ait ve özel uzun dönemli bakım kurumlarında çalışmakta olan 11 bakım çalışanı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerin niteliksel çözümlemesine dayanmaktadır. Bu bağlamda sosyal bakım çalışanlarının bakıma atfettikleri anlamlar, bakım emeğinin sınırlarına ilişkin algıları ve emek piyasasındaki durumları tartışılmaktadır. Araştırmanın sonucu, pandemi sonrası evrensel sosyal hizmetlerin ve bakım çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesinin öneminin altını çizerken, toplumsal refah için temel iş olan ücretli bakım emeğinin değerli kılınarak sosyal bakım hizmetlerinin evrensel olarak sunulmasının önemini de vurgulamaktadır.Öğe Overlapping Inequalities in the Welfare State. An Introduction(Springer International Publishing, 2024) Akkan, Başak; Hahmann, Julia; Kuhn, MelanieSince the 1980s, intersectionality has received significant recognition as a feminist framework with its theoretical, methodological, and political elements, offering a vigorous understanding of social inequalities that are multifaceted and overlapping in nature. By drawing upon the vast body of feminist literature and adopting a critical and process-focused approach to intersectionality, this edited book explores how the conceptual frame of intersectionality contributes to the analysis of the complex and interconnected inequalities within the welfare state, examining them on macro, meso and micro-levels, including institutions and everyday social practices. By emphasizing the recognition of selective factors of inequalities across diverse institutional domains, organizational settings, and society at large, the volume seeks to expose how multiple forms of inequalities persistently endure within the multilayered institutional boundaries, policies, and practices of modern welfare states. © The Editor(s) (if applicable) and The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2024, corrected publication 2024.Öğe Overlapping Inequalities in the Welfare State: Strengths and Challenges of Intersectionality Framework(Springer International Publishing, 2024) Akkan, Başak; Hahmann, Julia; Hunner-Kreisel, Christine; Kuhn, MelanieThe volume stresses the relevance of the intersectionality framework in welfare state analysis by examining overlapping inequalities within the shifting institutional boundaries and organisational processes across diverse welfare settings. The volume explores the strengths and challenges of theoretical and methodological approaches to intersectionality, addressing its spatial, temporal and comparative dimensions. It, therefore, adopts a critical and process-focused approach while recognising the agency of individuals as subjects of state policies. The contributions critically build the link between intersectionality and other theoretical frameworks and research paradigms, including Marxist social reproduction theory, critical race studies, Bourdieuan analysis of class, critical geography, childhood, queer, migration, and disability studies. The contributions provide insights into the institutional realms of health, education, social services, and care work and examine state practices of racial profiling and policing in distinct welfare states. Overall, the contributions illustrate the strengths of the intersectionality framework in empirical inquiries while providing critical reflections on its limitations. Readers across a diverse array of social science disciplines will find this book valuable. © The Editor(s) (if applicable) and The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2024, corrected publication 2024.Öğe Özel dosya: yoksulluk, eşitsizlikler ve refah devletinin sınırları: yeni bir toplumsal sözleşmenin peşinde(İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2023-06-05) Uyan Semerci, Pınar; Akkan, Başak; Dedeoğlu, Saniye[Abstract Not Available]Öğe Özel Dosya: Yoksulluk, Eşitsizlikler ve Refah Devletinin Sınırları: Yeni bir Toplumsal Sözleşmenin Peşinde Sayı Editörlerinden(2023) Akkan, Başak; Semercı, Pınar Uyan; Dedeoglu, Saniye[Abstract Not Available]Öğe Politik bir kavram olarak bakım ve ihtimam toplumu(İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2022-09-30) Akkan, BaşakÖZET: Son 20-30 yıl içerisinde feminist yazında bakım kavramını ele alan çalışmaların sayısı arttı. Ancak bakım kavramı farklı boyutlarıyla tartışabilecek, karmaşık bir kavram olma özelliğini koruyor. Son dönemde, eşitlik mücadelelerinin, ihtimam toplumu tahayyüllerinin ve toplumsal dayanışma ilişkilerinin biçimlerini belirleyen bir kavram olarak da bakım, günlük yaşamımızda daha fazla telaffuz edilir hale geldi. Bakım kavramının bugün sosyal bilimlerde bu kadar üzerinde durulan bir kavram olması da, bakımın toplumsal eşitsizlikleri ortaya koyduğu kadar, iyi toplum tahayyülleri için de ışık tutucu bir kavram olması. Bu makale, bakım kavramını politik bir kavram olarak ele alıyor, feminist yazına dayanan bir yaklaşım ile bakım kavramını farklı boyutları ile tartışarak, ihtimam toplumu tahayyüllerimizde bakım kavramının ve bakım etiğinin toplumsal bir arada olma ve dayanışma ilişkilerimizi düzenleyici rolü üzerinde duruyor. Makale, salgın ile birlikte dünyanın gündemine oturan bakım tartışmalarını kuramsal bir çerçeve sunarak bakım siyasetinin kamusal alandaki yerini bir kez daha tartışmaya açıyor.Öğe Sosyal Yardımlara Erişim Bağlamında ‘Hak Eden’ Yoksul ve Hareket Edebilirlik Kavramları: Evde Bakım Aylığı Üzerine Niteliksel bir Çalışma(Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2022) Akkan, BaşakBu makale ‘hak eden’ yoksul ve hareket edebilirlik kavramlarını, evde bakım aylığına odaklanarak tartışmaktadır. Tüm dünyada ekonomik krizler sonrası yükselen yoksulluğa bağlı olarak, devletlerin sosyal yardımlara ayırdıkları bütçelerini arttırdığı ve nakit desteği programlarının çeşitlendirildiği görülmektedir. 2001 ve 2008 yıllarındaki küresel ekonomik krizlerin ve yaşamakta olduğumuz salgının ekonomik ve sosyal sonuçları düşünüldüğünde sosyal yardımlar birçok ülkede önemli sosyal politika müdahalelerini oluşturmuştur. Türkiye’de sosyal yardım alanında farklı kategorilerde bir dizi yardım verilmektedir. Bu makalenin odağında yer alan evde bakım aylığı, hem bir sosyal yardım politikası hem de bakım politikası olarak düşünülebilir. Avrupa ülkelerinde de 90’lardan bu yana ev temelli bakımı desteklemek için benzer nakit desteği programları uygulanmıştır. Avrupa’daki yaygın uygulamaların aksine, Türkiye’de evde bakım aylığı bakım ihtiyacı olan engelli ve yaşlı kişinin kendisine değil, engelli veya yaşlısına bakan aile bireyine verilen bir sosyal yardım programıdır. Bu bağlamda, makale evde bakım aylığını bir sosyal yardım mekanizması olarak ele alarak hak edebilirlik ve hareket edebilirlik kavramlarını yoksulların sosyal yardımlara erişimleri bağlamında tartışmaktadır. Makalede bulgularını paylaştığımız araştırmamızda farklı sosyal taraflar (sosyal yardım alanında çalışan merkezi ve yerel idareciler, sosyal hizmet uzmanları, engelli hakları alanında çalışan STK temsilcileri ve yardımdan yararlanan engelli birey yakınları) ile derinlemesine görüşmeler yoluyla söz konusu kavramlar ve dolayısıyla sosyal yardımlara dair sosyal adalet görüşleri irdelenmiştir.Öğe Sosyal Yardımlara Erişim Bağlamında ‘Hak Eden’ Yoksul ve Hareket Edebilirlik Kavramları: Evde Bakım Aylığı Üzerine Niteliksel bir Çalışma(2022) Akkan, Başak; Serim, SimlaBu makale ‘hak eden’ yoksul ve hareket edebilirlik kavramlarını, evde bakım aylığına odaklanarak tartışmaktadır. Tüm dünyada ekonomik krizler sonrası yükselen yoksulluğa bağlı olarak, devletlerin sosyal yardımlara ayırdıkları bütçelerini arttırdığı ve nakit desteği programlarının çeşitlendirildiği görülmektedir. 2001 ve 2008 yıllarındaki küresel ekonomik krizlerin ve yaşamakta olduğumuz salgının ekonomik ve sosyal sonuçları düşünüldüğünde sosyal yardımlar birçok ülkede önemli sosyal politika müdahalelerini oluşturmuştur. Türkiye’de sosyal yardım alanında farklı kategorilerde bir dizi yardım verilmektedir. Bu makalenin odağında yer alan evde bakım aylığı, hem bir sosyal yardım politikası hem de bakım politikası olarak düşünülebilir. Avrupa ülkelerinde de 90’lardan bu yana ev temelli bakımı desteklemek için benzer nakit desteği programları uygulanmıştır. Avrupa’daki yaygın uygulamaların aksine, Türkiye’de evde bakım aylığı bakım ihtiyacı olan engelli ve yaşlı kişinin kendisine değil, engelli veya yaşlısına bakan aile bireyine verilen bir sosyal yardım programıdır. Bu bağlamda, makale evde bakım aylığını bir sosyal yardım mekanizması olarak ele alarak hak edebilirlik ve hareket edebilirlik kavramlarını yoksulların sosyal yardımlara erişimleri bağlamında tartışmaktadır. Makalede bulgularını paylaştığımız araştırmamızda farklı sosyal taraflar (sosyal yardım alanında çalışan merkezi ve yerel idareciler, sosyal hizmet uzmanları, engelli hakları alanında çalışan STK temsilcileri ve yardımdan yararlanan engelli birey yakınları) ile derinlemesine görüşmeler yoluyla söz konusu kavramlar ve dolayısıyla sosyal yardımlara dair sosyal adalet görüşleri irdelenmiştir.Öğe Toplumsal Yeniden Üretim Kuramı ve Kız Çocuklarının Ev İçi Bakım Emeği(2023) Akkan, BaşakKız çocuklarının ev içi bakım emeğinin, toplumsal yeniden üretim kuramı içerisinde fazla yer bulmadığı söylenebilir. Bunun bir sebebi feminist literatürde ‘yaş’ kategorisinin çocukluk dönemini kapsayacak şekilde sorunsallaştırılmamış olmasıdır. Diğer sebebi ise konunun çocukluk çalışmaları ile sınırlı kalmasıdır. Son yıllarda kız çocuklarının bakım emeğinin toplumsal yeniden üretim kuramı içerisindeki yerine odaklanan tartışmalar önem kazanmaya başlamıştır. Çocukların bakım veren konumunda olmalarının yarattığı toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler ve bu bağlamda kız çocukları ve ev içi emek ilişkisini ortaya koyma yönünde çalışmalar toplumsal yeniden üretimin karmaşık yapısını gösterir niteliktedir. Toplumsal cinsiyet, sınıf, yaş (çocukluk) gibi kategorilerin kesişimselliği, kız çocuklarının bakım emeğinin boyutlarını belirlemekte ve yaşam fırsatlarını şekillendirmektedir. Kesişimsellik yaklaşımı çerçevesinde toplumsal yeniden üretim kuramının kız çocuklarını da kapsayacak şekilde ele alınması, bakım emeğinin, özellikle düşük sosyoekonomik gruplara mensup ailelerden gelen kız çocuklarının topluma eşit katılımları üzerindeki belirleyici etkisini tartışmaya açabilir. Bu bağlamda makale, toplumsal yeniden üretim kuramına ‘yaş’ kategorisini getirmekte ve ev içi bakım emeğinin yarattığı kesişimsel eşitsizlikleri toplumsal cinsiyet ve sınıf kategorileri ile birlikte ‘çocukluk’ kategorisini de dikkate alarak tartışmaktadır. Feminist yazında kesişimsel eşitsizliklerin daha az kavramsallaştırılmış bir kategorisi olarak ‘yaş’ı toplumsal cinsiyetle iç içe geçmiş bir sosyal kategori olarak ele alınmaktadır. Türkiye’de kız çocuklarının ev içi bakım emeğine odaklanan makale, Rai ve vd.’nin (2014) önerdiği “toplumsal yeniden üretim yoluyla tükenme” kavramsal çerçevesi içerisinde, İstanbul’da kardeş bakımlarını üstlenmiş kız çocukları ile yapılan niteliksel bir çalışmaya dayanarak, ev içi bakım emeğinin kız çocukları için yarattığı kırılganlıkları ve eşitsizlikleri tartışmaktadır.Öğe Toplumsal Yeniden Üretim Perspektifinden Kız Çocuklarının Ev İçi Bakım Emeği(Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi, 2023) Akkan, BaşakKız çocuklarının bakım emeğinin, toplumsal yeniden üretim teorisi içerisinde çok fazla yer almadığı söylenebilir. Bunun bir sebebi feminist literatürde ‘yaş’ kategorisinin çocukluk dönemini kapsayacak şekilde sorunsallaştırılmamış olmasıdır. Diğer sebebi ise konunun çocukluk çalışmaları ile sınırlı kalmasıdır. Ekseriyetle Büyük Britanya odaklı, ‘genç bakım verenler’ (young carers) olarak tanımlanan ve engelli aile bireylerine bakan çocukların sosyal refah sistemi içerisindeki durumlarına odaklanmış çalışmalar söz konusudur. Bu çalışmaların toplumsal cinsiyet boyutunu göz ardı ettiğine dair eleştiriler gelmiştir. Son yıllarda kız çocuklarının bakım emeğinin toplumsal yeniden üretim teorileri içerisindeki yerine odaklanan tartışmalar önem kazanmaya başlamıştır. Çocukların bakım veren konumunda olmalarının yarattığı toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler ve bu bağlamda kız çocukları ve ev içi emek ilişkisini ortaya koyma yönünde çalışmalar toplumsal yeniden üretimin karmaşık yapısını gösterir niteliktedir. Toplumsal cinsiyet, sınıf, yaş (çocukluk) gibi kategorilerin kesişimselliği, kız çocuklarının bakım emeğinin boyutlarını belirlemekte ve yaşam fırsatlarını şekillendirmektedir. Türkiye, kız çocuklarının ev içi emek yüklerinin oldukça yüksek olduğu bir ülkedir. Ev işlerinde faaliyette bulunan kız çocuklarının (6-17 yaş) oranı %51,3’tür (TÜİK 2019). Kesişimsellik yaklaşımı çerçevesinde toplumsal yeniden üretim teorilerinin kız çocuklarını da kapsayacak şekilde ele alınması, bakım emeğinin, özellikle alt sosyo-ekonomik ailelerden gelen kız çocuklarının topluma eşit katılımları üzerindeki belirleyici etkisini tartışmaya açabilir. Makale, toplumsal yeniden üretim çerçevesine yaş kategorisini de getirerek, ev için emeğin yarattığı eşitsizlikleri toplumsal cinsiyet ve sınıf kategorileri ile birlikte “çocukluk” kategorisini de dikkate alarak, tartışıyor. Özellikle de çocukluğu, karşılıksız bakım emeğinin feminist yazınında kesişimsel eşitsizliklerin daha az kavramsallaştırılmış bir kategorisi olarak ‘yaş’ı toplumsal cinsiyetle iç içe geçmiş bir sosyal kategori olarak ele alıyor. Bu bağlamda, bu makale kesişimsel eşitsizlikler ekseninden Türkiye’de kız çocuklarının ev içi bakım emeğine odaklanmaktadır. 2000’li yılların bakım siyaseti ve sosyal politikaları da dikkate alınarak, toplumsal yeniden üretim teorisinin eleştirel bir okuması içerisinden kız çocuklarının eşit yaşam hakları makalede tartışılacaktır. Türkiye odaklı tartışma içerisinde Rai ve vd.’nin (2014) ortaya attığı toplumsal yeniden üretim yoluyla tükenme (depletion through social reproduction) ele alınacak ve İstanbul’da kardeş bakımlarını üstlenmiş kız çocukları ile yapılan niteliksel araştırmaya dayanarak ev içi bakım emeğinin yarattığı kırılganlıklar ele alınacaktır.











